- Katılım
- 22 May 2025
- Mesajlar
- 76
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 6

içinde sekiz adet ayrı hikâyeden oluşur, bazılarını sevdim ama bazılarını anlayamadım , hepsinin konusunu anlatmak yerine kendiniz okuyun daha iyi hepsi kısa zaten sadece kitabın ana konusu olan körler ülkesinden bahsedicem
And Dağları'nda, tüm sakinlerinin kör olduğu izole bir vadiye düşen gören bir dağcı olan Nunez'in hikayesidir. Nunez, başlangıçta "körler ülkesinde tek gözlü kral" olacağını düşünse de, görme yeteneğinin bu dünyada bir avantajdan çok, bir anormallik olarak görüldüğünü fark eder, çünkü kendisi gördüğü için herşeyi yapabileceğini sanar fakat sonradan öğrendiği bir şey varsa o da buradaki insanların duyu organı çok keskin olduğudur, her adımı her ufak bir çıtırtıyı bile duyabilirler, Nunez ise önceden garipser fakat sonradan oradaki hayata alışmaya çalışır gündüzleri uyurlar gece çalışırlar, evlerinin tavanları pürüzlüdür onlara dokunduğu zaman onları yıldız zannederler ve her konuyu her işi kendilerine göre uyarlamışlardır, her şeyden izole bir hayat sürmektedirler, görme duyuları nasıl kayboldu , neyden kaynaklı bilinmez, kendi yaşadıkları yerden başka bir yer olmadığını savunurlar o yüzden Nunez bu konuda konuştukça onun beyni zarar gördüğünü savunurlar, zarar görmesi yani gözleri olduğu için beynini bulandırdığını savunmaktadırlar, Nunez kaçmaya çalışır fakat yüksek kayalardan başka birşey yoktur uzun bir süre kaçtıktan sonra yakalanır ve af diler ve kaçmayacağına söz verir, Nunez orada hayatta kalmaya çalışır fakat gündüz uyuyup gece çalışmakta biraz zorlanmıştır, günler günleri kovalar ve Nunez oradaki bir sakine aşık olur kızı sever ve onunla sohbet etmeye çalışır ilerleyen zamanlarda kız da Nunez den hoşlanmaya başlar bir yuva kurmak isterler fakat Nunez görüyor kız ise görme engelli yani kendi halkından olmayan bir adamla evlendirmek tehlikeli o yüzden köydeki konsey üyeleri toplanır ve bu konuyu tartışırlar kızın babası da dahil olur fakat bir şartla bu evlilik gerçekleşebilir Nunez'in gözleri alınacak ve diğer sakinler gibi halktan olacak çünkü gözleri beynine baskı yaptığı için bir daha saçma sapan konularda konuşmayacak ve kimsenin de kafasını karıştırmayacaktı, kız bunu sevdiği adamla konuşur adam ise kızla kaçmak ister başka bir yerde yuva kurmak ister ama kız buna razı gelmez ve sessiz bir ortamda iken Nunez kaçar dağlara tırmanmaya çalışır zor da olsa başarır ve sevdiğini arkada bırakarak.
Hikaye, algıların, gerçekliğin ve farklılığın nasıl yorumlandığını sorgulatan, sadece fiziksel görmenin değil, aynı zamanda anlamanın ve kabulün ne demek olduğunu düşündüren güçlü bir felsefi alegoridir.

